DİKEN

by

Gidişini yazacağımı bilseydim alışmazdım kalem tutmaya. Sana; ‘Annem nasıl olsa tutar beni.’ deyip sandalyeye tırmanan bir çocuk gibi, bir uçurumun yamacında tutunacak son dal gibi, tünelden önceki son çıkış gibi güveniyordum. Bilseydim kazacağını… Okumaya devam et

Mutsuzluk Anna

by

Artık gecelerden bu şehre bakarken Kırmızı kazağının sana Ne kadar çok yakıştığını düşünmüyorum. Bisikletli yaz akşamları, Beyaz tempranın korkusu Ve değirmencinin kızı da yok artık. Artık iple çektiğim mevsimler, Tren yolculuklarım, Pamukkale ekspresi… Okumaya devam et

NAFTALİN KOKACAKSIN HER ZAMAN

by

Uyanışını terkeden bir bedendir her ölü. Ben de çiçeklerimi en sevdiğim birinin mezarına bıraktım. Oradan ayrılırken hala canlıydı, şimdi bilmiyorum. Ne yaralara merhem olduğunu. Beni acıtan bende bıraktığı yaraydı. Şaheserim! Bil ki bu… Okumaya devam et

Largo Piyano

by

İçinin çarşaf örtülmüş koltuklarında yaşayan her aptal, toza mahkumdur. Ola ki bir fırtına, koparır ağaçlarını bahçeden; o zaman ağlar aptal; yemişleri beğenmediğine. Her otobüs garından, her gemi limanından ayrılır. Çünkü içleri senden kopan… Okumaya devam et

by

Pi gibidir bazı şeyler. Uzun, karmaşık ama lüzumlu. Hiç olmadık yeri, hiç beklenmedik zamanı doldurur. Boşlukları yamar, kesikleri yapıştırır. Feminist aşkların, sonu yazılmamış öykülerin, bir türlü dolmayan kahvelerin, esmeyen rüzgarların, Brütüs’lerin, yedeğidir. 1-0… Okumaya devam et

Çocukluğumdan Kalma Çiçekler Öldü

by

… İyice yaklaştı bana büyük karanlık. Artık ne kibri nâzırın, ne katibin şakşağı. Tas tas ışık döküyorum başımdan aşağı, güneşe bakabiliyorum gözüm kamaşmadan. Ve belki, ne yazık, hatta en güzel yalan beni kandırmıyor… Okumaya devam et

Şekerleme Sonrası

by

Diploma gerekmez; ya da medyumluk. Hayatın giderken uğranılanlarla; gelirken tekrar karşılaşılacağını öğrenir insan bir yerde. Ya teni insan artıklarıyla pasaklanmış, içi geçmiş bir sokakta, ya iç içice geçmiş yaraların kanadığı, sonucu amnezi bir… Okumaya devam et

ÇABA

by

Günahları tel tel işlediğim günler… Ellerin, hiç gitmediğim yerler kadar uzak, ve nameler o kadar yavaş, o kadar hantal. Durmayı hareket zannederekten, susmayı; söylemek… Bir tek; bir daha görmektir aciliyet. Duymaktır; bereket. Usul… Okumaya devam et

TANRI PARÇACIĞI

by

Daha uyumadım. Konuşabiliriz anne. Sen bana kendinden bahset. Artık çocuk değilim, biliyorum ama, yine de ensemi okşayabilirsin. Yine de ekmek arası salçana hayır demem. Yine de hayıflan, ben maçtan elim kolum sakat gelince.… Okumaya devam et

İSTANBUL SENDROMU

by

Bir davet var İstanbul’un içinde. Kirli havasından, kirli insanından, beyaz değil has yalanlarından, korkmak ama alışmak… Bu şehir, ayakta kalmayı da, ayağa düşmeyi de, düşerken yılana sarılmayı da, sarılırken yalanları göze almayı da,… Okumaya devam et