GEÇİP GİDENLER KERVANI.

Artık geçmişimizden vuran, korkutan sevgisiz, vicdansız, duygusuz bu insan yığının içinden sıyrılmanın vaktidir. Bana kalu belâ’dan kaldığını sandığım nice ömrü, artık kirli bir kurabiye kavanozuna sığdırmanın vakti. Hemen aklınıza Meriç gelmiş olabilir lakin ben kendimden kaçmanın yollarını arıyorum. Yıkılan, yerle yeksan olan bir köprüden halliceyim artık. Yabani otlar sarmış dört bir yanımı, gece böceklerine yuva olmuşum. Onca ölüme ve ayrılığa şahit olmuşum farketmeden, sadece kendimi yıkılan bir köprüde görüyorum, fazlası değilim ben. Nolur fazlasını beklemeyin ya da tutun kaldırın elimden. Neyse o değil de gözyaşları döktüğümü farkettim demin. Sonra da biraz korkak biraz cesur fırlattım Meriç’e hayatımdan geçenler kavanozunu. Bu uzun yolculukta turnalar verdim yanına, beni benden uzak tutsun diye.

Kaçıncı sigaraya geçtim? Ben bu hale nasıl gelebildim? Belki biraz bira ve viski.

Üşüyorum, delikanlı gibi hem de. Ellerimi sakallarım arasına gizliyorum. Sahi ben neden üçe vurdum saçları. Neyse şimdi gün bitiyor. Ağaçların arasında batıyor gençliğim. Pıhtılı irinden hallice gençliğim. Etrafa bakınıyorum. Yabancı yüzlere ağlak gözlerimi dikiyorum. Ama gururumdan da ödün vermeden, beni bir çocuk gibi ağlatanların kavanozunu inceden bırakıyorum Yunan’a.

Özgürlüğe kanatlananların gömüldüğü yere

ben

ömrümü bırakıyorum.