pi

Pi gibidir bazı şeyler.

Uzun, karmaşık ama lüzumlu.

Hiç olmadık yeri,

hiç beklenmedik zamanı doldurur.

Boşlukları yamar,

kesikleri yapıştırır.

Feminist aşkların,

sonu yazılmamış öykülerin,

bir türlü dolmayan kahvelerin,

esmeyen rüzgarların,

Brütüs’lerin,

yedeğidir.

1-0 olsun; bizim olsun, en sıkı manevrasıdır korkunun.

Çünkü sonuca yakın kalmak da bir sonuç kabul edilir.

Yaklaşık yaşarız çoğu şeyi.

zayıfsız bir karne, okulu,

masa başı bir iş, parayı,

bir eş 2 çocuk, hayatı,

her hafta kılınan Cuma namazı ise ahireti kotarır, deriz.

Bu hengamede soluğumuzu bile idareten alırız.

Pi’ yi yaklaşık almak gibi.

Pi, çap buldurur.

Çoğu şey de öyle.

Başka tenlerin teriyle kirletilmiş yatağın,

sana yazılan ama onlara söylenen şarkılar,

senden başkasına çıkmaz bildiğin,

ama gerçekte İstiklal’e dönmüş ara sokaklar,

aynı pipetten mutluluk içtiğin kupa bardakları,

ihtiraslarına sahip çıkacağın bir yağmur ertesi,

bir film,

bir film şeridi,

bir evvel bir ebed…

Sana ne olduğunu gösterir.

Kimi ısıracağını, kime hırlayacağını, kimden kaçacağını.

Aynı Pi gibi bazı şeyler,

şekil almayı, bir bakıma da şekilsizleşmeyi öğretir.

Pi, gizemlidir.

Üzerine istişare edilen bir memleket meselesi,

fail-i meçhul bir ceset,

piramitleri inşaa etmek,

Uzaylılar var mı? sorusu,

pilav üstü kurunun tartışılmaz lezzetinin sırrı,

gibi.

Formüle sahip olmak,

bilmek demek değildir.

Pi gibi bazı şeyler de gizemlidir.

Pi sonsuzdur.

Geminin ardından sallanan mendil gibi.

Pi gibidir insanlar.

Uzun, karmaşık ama lüzumlu.

Gizemli ve kusurlu.

Keşfedilen ama çözülemeyen.

Öngörülemeyen.