Roka ve Tütün

gemi hilal

Ne de güzel ölürüz biz ayaza karşı.
Biz,
Birbirimize hurdahaş hislerle bağlı insanlar,
Ayaza karşı ölmeklerle meşhuruz.
Kimsenin el uzatmasına göz yummayız
Kimse karışamaz bizim ölümlü gülümserliğimize.

Ölümlü çünkü,
Biz,
Birbirini uzaktan seven bulutlarız
Öylesine gerçektir varoluşumuz
Bir anda kaybolmakla meşhuruz.

Kalabalık kentlerde,
Yüksek çatılı ve cumbasız yapılar arasında,
Catlayana kadar koşarak,
Tütünü bırakarak,
Köprüleri yakarak
Tüm imkanıyla tüm yalnızlıkların
Uzunca bir zaman seni aradığım
Doğrudur.
Doğrudur olasılık formülleriyle
Kronometresi olan bir saat alarak kendime
Seni bulmak adına ince hesaplar yaptığım.
Ve tüm imkanını toplayıp
Tüm yalnızlıkların
Cüzdanıma şiirler doldurduğum.

Coğrafya sınavlarım hep şaibeliydi.
O nedenle bilemedim kurak tenine
Sonbahar yağmurlarının iyi geleceğini.
Hürriyetin on yıllık kalkınma planında
Yaşadığımız coğrafyanın olmadığını
Ve istikbal karamsarlığının
Esaslı bir kaygı olacağını.

Evet!
Ömrüm toy ve suskun bir kısrak arılığında
Gibi hala yalpalıyor tekinsiz her rüzgarda.

Sorularım oldu dünyaya doğru giden.
Bilmezdim her bir fikrinin,
Beynime çakılmış bir çivi gibi kanırtılırken
Yalnızca senin sesinin,
Yalnızca sesinin sesimi yenebileceğini.

Sen şimdi,
Yağmurları seven kadın
Eylül yalnızca benim doğumumdur
Geri kalan herşeyin ölümü.
Sen ki,
Eylüldeki gitmeklerle gönlüme taht kuran kadın
Yagmurda terlikleriyle yürüyen çocuk olarak hatırlanacaksın.
Sen ki,
Sonbaharda güzelliğiyle ayazları çağıran kadın
İçimde işlenen cinayetlerin daima İsraili olacaksın.

Diyerek öpüyor gözlerinden geçmişliğinin
Şimdi ölmeye yeniden başlıyor adam.
Masaya iki bardak koyuyor
Sonra ellerini
Evvela Yeşilayın hilaline
Ve sonra tüm hilallere
Bir şiir
Roka ve tütün niyetine.