-Tarafsız ve İlkeli-

O’na dair ne kadar realite varsa,
Ben söyleyince sanki
Yalana boğar gibi oluyorum etraftakileri.
Kendimi mesela/Etrafımda olmasam da
Kandırıyormuşum gibi geliyor/ya da.
Bilmiyorum.

Sana dair ne kadar realite varsa işte
Benim bildiğim,
Benim ağzımdan çıkmamalıydı.
Çiklet gibi kisvesiz oluyor sonra alınacaksın diye/
Korkuyorum ister istemez.
Aslını istersen ziyadesiyle istekli bi halde,
Bu ülkede olan herşeyde olduğu gibi/
Adaletin ‘sui generis’ olduğu gibi mesela
Ya da basın özgürlüğünün aynı biçimde.
Sana dair ne kadar realite varsa,benden sonra sana ait olan
Benim söylemiş olmamla birlikte ciddiyetsizleşiyor birden.
En basitinden seni sevmekten vazgeçişim aniden.
‘Sui generis’tir muhtemelen tüm bu halet-i ruhiyyem
Ki bir realitedir; dünyada yedi milyar küsuratla doğrunun oluşu
Her saniye başka bir doğrunun doğuşu.

Aslında uzun zaman sonra bi şiiri ”oncullaştırmadım” ya
Bu da bi ilerlemedir kanımca.
Her yeni çıkan gazetenin ‘tarafsız ve ilkeli’ olması mesela
İ-leerr-lemedir kanımca!
Sahi ya ‘tarafsız ve ilkeli’ olmak hangisinin farzıydı?
Altmışikidentavşanyapanlarcemiyyetinin galiba.
Mebusan addedilmenin de olabilir aslında.
Hani ben de tarafsız ve ilkeli olsam mesela
Hatta tarafsız ve ilkeli ve pervasız olsam
Yani söz konusu yayın yasakları olunca
Kanunun deyimiyle ‘pervasızca’ davranışlarda bulunsam/anlaşılmasam.
Hani ben de tarafsız ve ilkeli olsam mesela
Hatta tarafsız ve ilkeli ve pervasız olsam
Lame bir ayakkabı kadar ilgi çekerim sanırım
‘-Ancak lame bir ayakkabı kadar- da denilebilir aslında.
Ne eksik ne fazla.