SEFİL GÖZYAŞI BAHARI

Bugün yirmidördüncüsefilgözyaşıbaharının ilk günü.
Yalnız olmayı dilerdim ki yalnızlık bana bahşedilen
Rahmime bırakılmış sahipsiz bir cenin gibi.
Günden güne büyüyüp beni eritip
Vücudumu aştıkça
Ve açtıkça birer birer tüm düğmelerimi
Üryan bıraktıkça tüm gizlediklerimi,
Ben,
Bir cümleyi daha gönderiyorum darağacına
‘’Sensizken’’ diyerek başladığım.

İlk sefilgözyaşıbaharında beraber ağlamıştık.
Sakız çiğnediğimi anımsıyorum çocukluğuma dair
Kar yağardı eylülden sonra
Onüç uğursuz bir sayıydı
Ve merdiven altından geçilmezdi.
Bisikletler bizim her şeyimizdi
Renkler bizim anlaştığımız lisan
Ama turuncu sadece portakalın rengi değildi.

Kimse bilmiyor…
Yalnızlığın yanında intihara da gebeyim
Annesi meçhul birer piç gibi doğacak çocuklarım!
Onca ölüm varken bir tane de ben peydahlayacağım.
Korkuyorum da aslında arada bir
Sigara içiyorum ağzımın tadı değişsin diye
Nefesim intihar kokuyor,
Sen ekseriyetle yorgun oluyorsun,
Ben tek başıma kelimeler kusuyorum.

Yirmidörtsefilgözyaşı zamanınca senin için sakladım Eylül’ü
Sensiz olmayı dilerdim ki sensizlik; bana bahşedilen
Okyanus ortasına bırakılmış boş bir şarap şişesi.
Sensizlik; hayata dair kaybettiğim son nefes müsvettesi.
O yüzden seni de sensizliği de aynı yerde
Bu şiirin sonunda Eylül’ün başında bırakıyorum şimdi.