MUHTIRA

Korku kemirmekte benliğimi sinsice
Ne kadar düş varsa uçup gitti aklımdan,
Ne çok ölüm bıraktık hatırlarsın sende
Ne çok titreyen çocuk bıraktık geride.
Kah soğuktan,kah yalnızlıktan
Ama hepsi biraz aşksızlıktan.

Korku ismimi çalıp gitti hatrımdan
Korku seni ben yaptı karanlıkta.
Evler, geceleri beni kolladı sokaklarda
Ve köpekler umursamazca kulaklarını dikti/Tam karşımda.

Gazeteler ölüm kustu sarıldıkları içki şişelerinde
Aşk budur dedik, peşinden sürüklendik anason kokusunun
Aşk budur dedik, sarıldık bir müzik kutusunda,karanlıkta.
Nefesimiz kesildi,ellerimiz titredi,göğsümüzde bir davul sesi
Düğünler feryatlar figanlar…hepsi bir arada ağladı halimize
Düğünleri unuttuk feryat figan niçin olurdu, onu da.

Günlerden sen’ertesine uyandım bugün
Gidişinin bilmem kaç çarpı yüzbininci saniyesi
Depremler oluyor hayalini gördüğüm şehirlerde
İnsanlar ölüyor seni düşündüğüm caddelerde
Uğursuzluk sen gideli cirit atıyor odalarda
Artık adım adım bana yaklaşmakta
Tam arkamda.

Hayata bir muhtıradır bu !
Günlerden sensizliğe uyandım,korkuyorum
Ölüme bu kadar yaklaşmışken ben
Ve artık gitmişken sen
Çıkıp gelmenden korkuyorum.
Mecalim yok kaçmaktan ötesine.
Onca cana kıydım ben
Yokluğunda seni var edebilmek adına.
Onca sokak lambası terk ettim/Dimdik ayaktalar
Yol boyunca sensizler,ölüler ve kediler.

Güneş dördüncü kez gelip gidiyor evime
Umutsuzca bekliyorum penceremin önünde.
Biliyorum sensizlik’ertesi diye bir gün olmadığını
Güneşin hiçbir gelişinde ve gidişinde.
Düşünüyorum ölümden sonraki ilk günü:
Sensizlik’ertesinde.

Seni kaybettiğim gün sokak lambaları kızıla çaldı
Beni saçların gibi karmaşık yollara
Düşüncelerin gibi bucaksız ufuklara
Ve gözlerine saldı,hayalimde kalan gözlerine
Seni kaybettiğim gün…
Ben yalnızca seni kaybettim.
Ellerimi değil mesela gözlerimi değil…
Sensizliğimi değil.