ARABESK TURUNCU

Yürüyün çocuklar, gidiyoruz buralardan.
Ne kaf dağının ardına gizleneceğiz
Ne de sarı ışıklı lambalara bürünmüş sokaklara.
Yürüyün dedim çocuklar olmadı, gidiyoruz.

Biz bu dünya ile bi soru işaretinde bile anlaşamadık,
Tereddütlerimiz bile olmadı sırtımızı dönme sancısında.
Acı çekerek şaraplara vururdukya kendimizi…
Yürüyün şimdi çocuklar umutsuzca
Şarap almayı unutmayın yanınıza
Aşkı unutanlara inat şarabı da alın avcunuza
Ve arabesk söyleyin bu gece
Bağıra çağıra,çığlık çığlığa.

Ne yıldızlara ulaşabileceğiz,anladım
Ne de bulutların sahibi olabileceğiz
Terkedişlerle terkedilmenin kesiştiği bu mekanda
Biz kör kuyumuzu bulup Şems’i anacağız.
Aşkı tadacağız ve şarabı…
Yeniden.

Yaralarımız vardı,
Ne kanamayı becerebildiler binbir bıçak darbesi olmadan,
Ne de kabuk bağlayabildiler sesini soluğuna katmadan.
Yaralarımız vardı öylece anlamsız,
Geceleyin köpeklere atıp ağladığımız ve aşklarımız
Bazı bazı sokak köşelerinde bıraktığımız.

Ne bulut ne güneş ne yıldız…
Kazan kaynıyor çocuklar
Gökyüzü kızıla çalıyor,
Kıyamet!
Yalanlar,gidişler,sevişler
Boyuna uzuyor yollar
Kıyamet yaklaşıyor
Hayaller daralıyor
Kızıl yanaklarımıza düşüyor
Utanıyoruz.