Gidişlerin Neyin Habercisi-Kıyamet

İstanbul’a gitmek yalnızca gitmek değil işte.Ben yapamadım belki ama sen kazan bu şehirde sarhoşken bile.

 

Sessiz yürüme sokaklarda, iyice bak etrafına.Bir gün gözyaşlarımı göreceksin kaldırımın kenarlarında.O ‘kabadayı, ağır abilerin’ volta attığı sokaklarda namussuzluğu göreceksin, bu yaşına kadar hep gördüğün gibi.Fahişelerin pazarlandığı köşelerde mertliğin kokusunu alacaksın bir keresinde de ve gene okkalı bir küfür savuracaksın gökyüzüne.

 

Galata’ya rıhtıma çıkacaksın belki bir gün en ucuz sigara paketinle.Oltalar sallanırken yukarıdan denize, sen bir nefesinle dumana boğacaksın o köprüaltını.Hayır bu kez balıklara üzülmeyeceksin; bu kez sen, savurgan dünyaya üzüleceksin istemeye istemeye.Ama üzüleceksin işte geceye kadar biçare.

 

Gece olduğundaysa ‘ İşte ! ’ diyeceksin İstanbul’a  ‘ Üryan yakaladım seni, utanma ayıplarından’.İstanbul sana baktığında Ay ‘ın karanlık yüzü misali saklayacaksın bir an yüzünü.Başını eğeceksin, gözyaşlarını gizleyeceksin  yaptıkların okunmasın diye gözlerinden.İstanbul sana bakacak bu kez sarı sokak lambalarıyla; sen gökyüzüne…

 

Uyuyamayacaksın yıldızlar yokken geceleri.Gökyüzüne her başını kaldırışında kara bulutlara çarpacaksın başını,sersemleyeceksin.Sen ağlamazken yağmur bırakacak bulutlar senin yerine.Bardaktan boşanacak gözyaşı ama sokaklar temizlenmeyecek işte ! İstanbul’a yıldızlar uğramayacak ama kimse ışıksız kalmayacak tekinsiz gecelerde Kız Kulesi sayesinde.

 

Bir  ‘yol’a sarılmanın tadı şimdi damağında.Yabancı olmaya gidiyorsun bile bile İstanbul’a.Biliyorsun bir mutluluk var, bir zafer var yolun ucunda ama sinsi nedense her duygu bu yolculukta.Sinsi bir mutlulukla doğacak artık güneş ve her gece batarken ‘elveda’ demeyecek.

 

Ulaşmanın korkusu varken şimdi önünde koşmadan git,ulaşılmaza ulaşmaya çalışırken yolun tadını çıkar.Sen de bilirsin ya mutluluk yok işte; bir sigara var bir de şarap ve de bu ikilinin bahşettiği haz.